Bir İstanbul Masalı



Salı gecesini çarşamba geceye bağlayan gün uzun süredir makara amaçlı olarak gitmeyi planladığımız altay kupa maçı için istanbula yolculuğumuz başladı, kontak çevrilir çevrilmez son günlerin en anlamlı ve güzel bestesi tayfanın diline düşmüştü götür beni gittiğin yere hesabı yolculuğumuz 10 kişi ile başlamıştı alaşehirden alacağımız 8 kardeşimiz ile 18 kişi olduk ve hız kesmeden İstanbul yollarına devam ettik. Otobüsümüz alaşehir yakında bir arıza yaptı ve arızayı gidermek için bursa iline kadar gittik şöför amcamız çok entresan bir tip ve anlaması çok güç birisi her neyse sabah 8,30 civarlarında bursa sanayisinde arabamızı tamir ettikten sonra alınan sıcak simit ve poçalarla kahvaltımızı yaptık bu sırada gemlik üzerinden yalova oradan da eskihisar feribotuna binerek başladık denizin keyfini çıkarmaya feribot maceramız görülmeye değerdi az kişiydik ama öz kişiydik diyebilirim güzel geçen feribot yolculuğundan sonra kadıköye gitmek için kontak bir kez daha çalıştı ama bizim şöför hayatında istanbula gelmediği için trafikte türlü türlü sıkıntılara yol açmamıza neden oluyordu kazasız belasız salı pazarına inebildik.

İstanbula indiğimizde saatlerimiz 13,00 civarlarında falandı yenilen yemekten sonra ümraniye çıkarması yapmamız gerekiyordu ve şöför amca ben gitmem diyordu eee biz boş dururmuyuz otobüs kaçıran deplasmancılar serisine eklenerek benim şöförlüğüm sayesinde ümraniye' ye gidiyorduk sora sora gerçekten bağdat bile bulunuyor. Ümraniye içinde işlerimizi hallettikten sonra saat 16,15 gibi tekrardan salı pazarına geldik ve maç saatini beklemek için kızıltoprak mevkinde bulunan derneğimize gittik, Uzun süreden beri görmediğimiz kardeşlerimizi abilerimizi görmek bizleri mutlu etti, grubumuzun yeni çıkan atkılarından abilerimize ve kardeşlerimize hediye ederek saat 18,15 gibi maraton üst tribünündeki taraftar tribünündeki yerimizi alarak takımımızı sonuna kadar destek verdik bu sene ilk kez maratondaydık ve gerçekten etkili bir tribün oranın hakkını gelen herkesin vermesi gerek devre arasında koridorda yapılan makaralardan sonra ikinci yarıda daha etkili bir tribün vardı sahada futbolcularımızda aynı şekilde buna karşılık vererek maçı kazanmasını bildiler bu sene gerçekten bu kupayı çok istiyoruz umarım alırız. Maç sonrası malum abiler ve kardeşlerimiz ile vedalaşarak mutlu olarak istanbuldan ayrıldık yorgunluk tayfada hat safada oldugundan hemen uykuya daldık gözlerimi açtımda şöförün artık sıra sende dediğini hatırlıyorum ve balıkesirden salihliye kadar otobüsü kullandığımı gerçekten makara dolu dakikalardı sadece çakinin bu dakikaları görmeside ayrı bir komedi :) kazasız ve belasız bir şekilde topraklarımıza döndümüzde saat 08,10 civarlarını falan gösteriyordu gelen bütün kardeşlerimizin teker teker evlerine gitmesinden sonra bizlerde işyerimize giderek bu güzel maçın mutluluğunu yaşadık inşallah bu tablo eskişehir deplasmanında da yaşanır gelen herkesin ayağına yüreğine sağlık



Şimdi horon zamanı



Maç öncesi kendim dahi biraz olsun trabzonspor takımını şanslı görüyordum malum 3 haftadır yükselen grafikleri beni bu düşünceye sevk etmişti maç başladında inanmış oyuncularımızı sahada görmek gerçekten güzeldi oyuna hızlı başladık ve bu hızlı başlamanın meyvesini ilk yarıda alacakken yine saç baş yolduran guizanın sayesinde ikinci yarıda gol bularak rakip takımı iyice baskı altına aldık. Bu dakikadan sonra hocamız daha mantıklı değişiklikler yapabilse ki eldeki imkan sanırım bu kadar oyun daha farklı olabilir taabzona bir gs faciası benzerini yaşatabilirdik iyi oynadık kazandık.

Trabzonda takımımızı bırakmayan başta GFB, KFY ve diğer gruplarımızın emeklerine sağlık televizyon başında bizleri gerçekten çok duygulandırdılar böylesine bize karşı kin dolu bir şehirde İstanbul Genç Fenerbahçeliler bestelerini bizlere duyurmaları gerçekten güzeldi. Trabzon halkına bir ufak mesajım var siz gerçekten zavallısınız artık bırakın bu 96 modunu kendinize gelin İstanbul ile şaka olmaz

Buruk bir doğum günü




Dünyada bundan daha zor bir doğum günü mesajını kimseye yazamam, farklı tribünleri kovalasak bile verilen ortak mücadelemiz hep aynı bunu bilesin alpaslan abi bugün senin doğum günün merak etme yeryüzündeki kardeşlerinin aklında fikrinde halen sen varsın heralde bakıp görüyosun sende bunu iyiki doğdun abi

Rakibimiz Lille



Hafta içerisinde oynanan uefa avrupa ligi grup maçları sonucunda takımız grup lideri olarak bir üst tura çıkmayı başardı. Dün yapılan kura çekimi sonucunda takımımızın rakibi fransanın Lille takımı oldu. Lille takımı kendi liginde gerçekten çıkışta olan bir takım başımızda bulunan daum hocamızın uzun yıllardan beri avrupa da herhangi bir başarı beklememesi ekmeğini turkcell süper lig sonucunda yediğini belirtmesi heralde avrupa da ne kadar ileri gidebileceğimizin neticesidir. Takım içinde CL liginde yarı finalin kapısından dönen oyuncularımızın olması oyuncularımızın içinde avrupa aşkının son safada olması bir umut veriyor şahsen bana görüceğiz bakalım ileri ki günlerde neler olucak, bu turu geçmemiz halinde büyük olasılıkla ingiliz devi liverpool ile karşılacağız korkumuz yok zamanında bu takımın neler yaptığını ingilizler çok iyi bilir.

Bir diğer konuda roberto carlos isimli sayın futbolcumuza kendisi hakkında fazla bir söz sarf etmek istemiyorum tanıyanlar hakkında neler düşündüğümü iyi biliyor umarım türkiye tatili iyi geçmiştir carlos efendinin ünlü düşünür hande yener hanımefendinin dediği gibi sen yoluna biz yolumuza hadi eyw

Çok Garip İşler Bunlar



Ortada vasatın üstünde bir oyun karşılıklı ataklar ankaragücü takımının 3 puanı sonuna kadar hak ettiği bir maç ama sonuç 3-2 Fenerbahçe aleyhinde, kötü oyuna ve herşeye rağmen bu hafta haticeye değil neticeye bakıyorum

Vatan Sağolsun



Vurulmuş tertemiz alnından yatıyor; bir hilal uğruna ya rab ne güneşler batıyor

Aşkımız Nereye Gidiyor?


Hayatımıza yön veren, bizlerin bugünler de böyle yaşamasına neden olan tek bir sevdamız var oda Fenerbahçe, her sene bizleri kahırdan kahırlara soksada, yüz yıl kupa almasa küme düşse de her zaman takımımızın ve armanın peşinde olduğumuz bir aşikar. Bizler her şartta bu takımın peşinde zorluklara gögüs gererken sahada top peşinden koşan ve aldıklarını paranın hakkını vermeye çalışan ki diskolarda barlarda daha iyi veriyolar bu paraların hakkını ağır abiler neden oynamıyolar. Kimseye nasip olmaz diyoruz bu forma ama sağolsun başkanım ruhsuz köpeklere bile giydiriyor bu formayı, eski yılların arşivlerine bakıyorum da aykutlar, rıdvanlar yedikleri ekmekleri bile paylaşıyolarmış aynı sobada ısınıp idmana giden cesur yürekler değil 3-0 dan 5-0 dan maç bile çevirebilirler çünkü onlarda ki ruh bu takımda yok olmadı olamazda, buraya buraya Fenerbahçe buraya yaptığımız zamanlarda bile bir zahmet ile gelen ki 25 adım bile gelmiyolar deplasman tribünlerine zorla el sallayanlar hangi ruh ile top oynuyorlar bu takımda? Cezalı olduğum maçlarda samandıra ya akın eden taraftarımıza hangi takım oyuncusu otobüsten el sallamıştır? hiçbirisi tabikide kulaklarını çıkarıp bir el sallamaktan aciz ruhsuzlar tabikide bu durumlara düşecektir, sezon başından beridir takımı savunmuyorum aksine bu kötü gidişatın olacağını bile bile yaşıyorum teşekkür ediyorum beni yanıltmayan takımımıza ve sayın kokainman hocamıza. Son iki maçımız kaldı lig bir an önce bitmeli aziz yıldırım denen sayın başkanımızda (!) artık bu takıma bişeyler yapmalı revizyon diyoruz gidiliyor kimler alınıyor takıma, Özer Hurmacı ölünce falanmı oynucak bu takımda vederson kimdir deniz barış selçuk şahin futbolcumudur? Guiza hep boynu bükükler garip yetimlerimi oynayacaktır? GFB grubuna yakın diye sevdiğimiz semih ne zaman tam oyuna adepte olacaktır? Devre arasında kendisi de dahil gönderilmelidir ispanya gol kralı olan bu boynu bükük emrah modunda gezen guiza ya iyi bir arkadaş bulunarak adamın hayata dönmesi sağlanmalıdır, unutmayınız bu adam la liga da gol kralı oldu hani barca, real ve bilimum takımların bulunduğu lig. Umarım yolunda gitmeyen ruhsuzluklar yolunda gider ve takım akıllanır yoksa sabrımızı fazlası ile zorluyorsunuz sayın ağır abiler.